29 Mayıs 2007

SA Playlist

Bilgisayarımdaki müzik arşivimi düzenlemeye çalışırken bir baktım 126
tane (yazıyla yüzyirmialtı) Sezen Aksu şarkısı var. Bazı şarkılar iki
kere, farklı dosya adlarıyla kaydedilmiş, bazı şarkıların farklı
kayıtları var ama nereden baksam saatlerce dinleyebileceğim bir Sezen
Aksu Playlist oluşturabilirim dedim kendi kendime ve ne kadar zor bir
işe kalkıştığımın farkına vardım; Sezen Aksu şarkıları en fazla keyfi
hangi sırayla dinlendiğinde verecekti..? İşte birkaç gündür buna kafa
yoruyorum, mesela playlist'in ilk şarkısı ne olacak; "Kış masalı" mı
yoksa "Seni istiyorum" mu..? Ya da "Kaybolan Yıllar"ın ardından hangi
şarkı gelecek, "Kavaklar" mı..? "İstanbul Hatırası","Zor Yıllar" ve
"İkinci Bahar" arka arkaya gelirse dinleyende nasıl bir etki
bırakacak..?

Hadi hayırlısı...

28 Mayıs 2007

The Houses of Anatolia

THY'nin yayınladığı Skylife dergisinin Mayıs sayısında Ali İhsan
Gökçen'in fotoğrafları ile birlikte Neslihan Pekdemir'in pek güzel bir
yazısı var :

Plain and simple and in harmony with nature : The Houses of Anatolia

Anatolia presents a rich diversity in its domestic architecture, which
reconciles the conditions of nature with vestiges of all the
civilizations that have dominated the region over the millennia.

http://www.thy.com/en-INT/corporate/skylife/article.aspx?mkl=383

27 Mayıs 2007

Arap Sosyetesine Elmalar Niğde'den

"Bir gün herkes onbeş dakikalığına Niğde'li olacak.*"
MartinMystere, 2007


Önce bu linkteki haberi okuyoruz:
http://www.hurriyet.com.tr/yasam/6593261.asp?m=1

Ardından da bu linkteki yazıyla devam ediyoruz:
http://martinmystere.blogspot.com/2007/03/nide-gazozu.html


* "In the future everybody will be world famous for fifteen minutes"
Andy Warhol, 1967

On The Night Shift

Böyle bir deneyimi de herhalde hayatım boyunca yaşayamazdım;

Uykusuz kalmaya değdi mi..? Kesinlikle evet..!

25 Mayıs 2007

Her...

Olayların tuhaflığı mı yoksa daha önce hiç karşılaşmadığım türden
şeyler olması mı beni çeken bilmiyorum ama herşeyin içerisinde olmak
istiyorum, merak ediyorum... En basitinden dünkü hadise ve bugünkü
aktiviteleri düşününce bile şaşkınlığımla beraber merakım da artıyor;
Acaba daha ne enteresan olaylar ve insanlarla karşılaşacağım..?

24 Mayıs 2007

Arada Kaldim

Bugun şahit olduğum hadise karşısında suç ve işlenen suçun
cezalandırılması konusundaki tartışmalarda kelimenin tam anlamıyla
arada kaldım, ne diyeceğimi bilemedim. Gercek hayatta sadece gazete ve
televizyon haberi olmak icin var oldugunu zannettigimiz hadise
karsisinda bir yanim "Evet vurun kellesini" derken, diger yanim "Hayir
bu sorunu cozmez ki!" dedi.

Herkes bağıra çağıra olay ve taraflar hakkında konuşurken ben ne
suçlunun ne de mağdurun gözlerine bakamadım...

22 Mayıs 2007

Yedinci Oda

"Kulağımda..." başlıklı yazıma yazdığınız yorumla ilgili bir mail yolladım :)

21 Mayıs 2007

Neydi neydi..?

Yahu dün bütün gün aylaklık yaparken buraya şunları da bunları da
yazayım dedim ama şimdi hiçbirini hatırlayamıyorum :( Neydi neydi diye
kendi kendime mırıldanıp duruyorum... Suç kesinlikle küçük not
defterimde..! Dün yanımda olsaydı not alırdım ve bugün böyle "Neydi
neydi..?" diye ortalıkta mırıldanmazdım!

20 Mayıs 2007

Kulağımda...

Dedektif Auguste Dupin'in Morgue sokağındaki cinayeti nasıl çözdüğünü
düşünüyorum hala...

Bir de çocukken trenleri ne kadar sevdiğim aklıma geliyor bu aralar
sıkça, trenle keyifli bir seyahat için planlar yapmaya başladım bile,
sanırım bunu da diğer tatil planımın ardına ekleyebileceğim...

Ha bir de yeni tanıştığım Hatay'lı kasap arkadaşımdan mükemmel biftek
eti seçme ve pişirme taktiklerini not ettiğim defterime şişte köfte
pişirmenin incelikleri ile kıyma seçimi ve baharatlar konusunda birkaç
not daha düştüm... Şişte köfte derken Adana, Urfa tarzı değil,
bahsettiğim tamamen özgün ve yerel bir tarif...

Ve şu anda kulağımda Janis Joplin, The Doors, Vega ve Göksel şarkıları
var ya daha ne olsun..!

13 Mayıs 2007

Topuk İlişkilendirmesi



Sana daha çok yakışmış olsa da ;) şeytan boynuzlarımı istiyorum tez zamanda zira onlarsız kendimi çıplak hissediyorum :P

Öperim :) bana da bilet almayı unutma..!

Okuma Listesi

Geçen zaman içerisinde okuyup hazmedilen Ursula K. Le Guin kulliyatından sonra önümüzdeki günler için yeni okuma listesi şu şekilde belirlendi;

- Utopia (Thomas More)
- Dedektif Auguste Dupin Öyküleri (Edgar Allan Poe)
- Gelecek 50 Yıl, 21.Yüzyılın İlk Yarısında Hayat ve Bilim (ed. John Brockman)
- Suç ve Ceza (Dostoyevski)
- Martin Mystere (Sayı 47, 48, 49, 50)
- Tam Macera (Sayı 2)

iPhone'u Beklerken

Başka birşey dileseydim olacakmış :) iPhone'un piyasaya çıkmasını heyecanla beklerken yeni aldığım telefonumda iTunes yüklü olması ve hatta tuşların arasında sadece iTunes'u çalıştırmak için bir tuş bile bulunuyor olması bir tesadüf olamaz :)

Hafıza kartını da az önce taktım, artık hepsi özenle seçilmiş ve tagları girilmiş müzik arşivime ulaşmak için sadece iTunes'u kullanıyorum ve böylece hem iPod'uma hem cep telefonuma -cep telefonumu takınca iTunes direk olarak kendisini iPod gibi tanıyor- müziklerimi iTunes ile transfer ediyorum. Ve hatta albüm kapakları bile telefona otomatik olarak aktarılıyor ve şarkıyı çalarken ekranda gösteriliyor. Ses ise zaten mükemmel!

iPhone'a kadar iPod'um ve yeni telefonumla mutlu-mesut günler diliyorum kendi kendime :p

11 Mayıs 2007

22

Konser öncesi hafiften biralanmaya başlanılacak ki her birinin ayrı birer hikayesi olan şarkıların tadına daha fazla varılacak..! 22 Haziran'ı iple çekiyorum...

http://www.radyoodtu.com.tr/konser/

When Everything Connects

Wireless technology will become a part of objects in the next 50 years rather as electric motors appeared everything from eggbeaters to elevators in the first half of the 20th century and computers colonised all kinds of machinery from cars to coffee machines in the second half.

The Economist dergisinin 28 Nisan - 4 Mayıs tarihli sayısında kablosuz iletişim teknolojileri hakkında "When everything connects" bir yazı (dosya) var. "Neler oluyor yahu, buhar makinesi daha dün icat edilmedi mi, başımıza taş yağacak" diyenler de dahil kablosuz teknolojilerin hayatımızı nasıl değiştireceğine dair bu dosyayı herkesin keyifle okuyacağını tahmin ediyorum.

Dosyanın giriş yazısına bu linkten ulaşılabilir.

Çağlalar

Yeni arkadaşlar edinildi, kimileri ile yan yana gelindiğinde "Siz onbeş yıldır tanışıyormuş gibisiniz yahu!" cümleleri duyuldu, kimileri kardeş kadar sevildi, dertleşildi, karşılıklı yeni ufuklar açıldı. İki tur ile zar zor ve nefes nefese başlayan koşular düzenli şekilde artarak on tura çıktı, "Kendi kendine motive olup da her akşam koşan ekip de ilk defa görüyoruz" şeklinde şaşkınlıkla karışık övgüler alındı. Haftalar boyunca hiç ama hiç alkol alınmadı, evet özlenildi ama karaciğerin de bir süre dinlenmeyi hak ettiği gerçeği zaten ortadaydı. Bir türlü konsantre olunup da okunamayan kitaplar bitirildi, yerli-yabancı dergiler alındı, arkadaşlarla değişerek okundu, üzerinde tartışıldı ve özlenen sindire sindire, hayal ede ede, yaşaya yaşaya okuma keyfi tekrar kazanıldı ve bunun nefes almak ve özgür olmak kadar önemli olduğunun farkına varıldı. Filmlerde -ve bilgisayar oyunlarında- çok zevkli görünen şeylerin aslında ne olduklarının farkına varıldı, uzak durulmasının ve karşı olunmasının neden gerekli olduğu üzerine düşünüldü, onlarla heyecanlanan insanları izledikçe acaba onlarsız bir dünya olabilir mi diye hayaller kuruldu. İnsanlar yemyeşil çimenlerin arasında yetişen sarı yaban çiçeklerini tek tek ve hızla koparırken -onlardan kurtulmaya çalışırken, daha bebek denilebilecek bir küçük çiçek otların arasına özenle gizlendi ve her sabah acaba hala hayatta mı diye gidip bakıldı. Büyüyüp serpildiğinde onunla gurur duyuldu, "Bir menekşe kadar güzel" diye düşünüldü. Kuşlar sabah şarkılarını söylerken kayısı ağaçlarından üçer beşer ekşi çağlalar koparıldı, küçük çocuklar gibi ceplere doldurup aylaklık yaparken keyifle yenildi. Elini uzatıp da çağlayı ağacın dalından koparırken masmavi gökyüzüne dalmanın hayattaki en güzel şeylerden birisi olduğunun farkına varıldı...